Çarşamba, Şubat 14, 2018

Ondan bundan şundan

Embed from Getty Images

 Uzun yaşamayı  hedef alan biri değilim, ayrıca tamamen kaderciyim , bir şey fark ettim , tüm bunlara rağmen uzun yaşamanın sırları yazılarını daima okuyorum. Okuduklarımın hepsi farklı formüller sunuyor. Kimi yoğurt yedim böyle oldu diyor, kimi yulaf yiyerek uzun yaşıyor, kimi salça yiyerek. Kendi gözlemlerim şöyle; fazla abur cubur yemeden, sağlıklı gıdalar yiyerek, bol hareket ederek, sigaradan uzak durarak, uzun değil ama daha sağlıklı yaşayabiliyor insan. Adrenalinin de insanın fiziksel olarak daha genç görünmesine yardımcı olduğunu düşünüyorum. 109 yaşındaki bir teyzem ise uzun yaşamanın sırrının, erkeklerden uzak durmakta olduğunu söylemiş. Yorumsuz. Var mı sizin bir yorumunuz ?

Elon Musk , küresel internet için düğmeye bastı.
Hükumet düğmeye bastı, indirim geliyor.
Fenerbahçe transfer için düğmeye bastı.
Ankara düğmeye bastı.
Bu sabah haberlerde söylüyordu, Adalet bakanlığı da düğmeye basmış. Nasıl bir düğme bu diye merakım artmaya başladı. Şu görünen gibi bir düğmemi acaba. Denemek ister misiniz. Basın sizde düğmeye . TIK.
 

Elon Musk' ın Tesla'sının akıbeti ne olacak acaba diye düşündüğümüz şu günlerde size bir bilgi aktarayım istedim. Çünkü bir zamanlar bizim bir Kirkor Divarcı'mız varmış.  1959 yılında Bandırma'da bir grup genç, füze kulübü kurar. İçlerinden biriside Kirkor Divarcı'dır. Divarcı; çizimler yapar , projeler hazırlar, İstanbul teknik üniversitesi onay verir, silahlı kuvvetler destek olur ve Türkiye 1962 yılında ilk füze denemesini yapar. Füzenin adı Marmara 1, 10.000 metre göğe yükselir ve yere düşer. Kulübün üye sayısı artar, bir kaç deneme daha yapılır, projeler hızlanır, uzaya canlı gönderme çalışmaları başlar. Ve bir gün, Kirkor Divarcı'nın evinde yangın çıkar, tüm projeler ,çizimler yanıp kül olur. Yangını kimin çıkardığı meçhul. ! Destek olan firmalar bir bir çekilir. Deneme alanları kapatılır. 1963 yılında uzay rüyası sona erer. Masalda burada biter. Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz fotoğrafa tıklamanız yeterli olacak. 



2018 yılının günlük harcama miktarına göre en pahalı tatil kenti araştırmasında, Türkiye'den üç şehirde yer almış. 100 şehirlik listede ilk on  şöyle;
Oslo/ Norveç
Londra/ İngiltere
İbiza / İspanya
Dublin/ İrlanda
Zürih / İsviçre
Los Angeles / Amerika
Venedik / İtalya
Amsterdam / Hollanda
Kopenhag/ Danimarka
Newyork / Amerika
Türkiye'den ise ; İstanbul, Marmaris ve Antalya , listedeki sıralamada sonlarda yer alıyor. Param olsa şimdi gideceğim tek yer Rio De Janeiro . Çünkü karnaval başladı.








Pazartesi, Şubat 12, 2018

Benden şeyler

Yine, dünya ile olan dengemi yitirdim.

Bir sabah uyanıyorum , aylardan Şubat , oysa dışarısı Mayıs. Oh lay lay loom bahar geldi derken, ruhum kışta. Şehitler; analar, babalar, bacılar, kardeşler, yarlar, yarenler, canlar ciğerler yanıyor da yanıyor. Ocağımın içine düşmese de kapımın önünde ateş , nasıl uyanayım mutlu baharlara. Bir lokma bir hırka diyor bilenler, her yer benim olsun , hükümdar ben olayım demekte bilmeyenler. Sabrı tükenmiş bir ana gibi iki şamar aşk edip , bi susun bi durun diyesim var bu kargaşaya. Onlar dursa yaşam durmuyor ki. Üçüncü sayfa haberleri art arda patlıyor kulağımda, gözümde. Kanlara zerk edilmiş bir öfke, bir şiddet , salınmış sokağa ruhlar, çeşit çeşit tenlerde. Tüm kesiciler, deliciler, vurucular  ellerde oyuncak. Street Fighter oynayanlar mı bunlar zamanında ? Bu gürültü ortasında yetişiyor çocuklar küçücük odalarda, kapalı kutularda. Doğasız. Tonlarca kurallar silsilesi ile. Ve, kuralları öğrendikçe yaşamayı unutmuyor muyuz ? Ben bunları düşünürken, dünyanın bir yerlerinde depremler oluyor, uçaklar düşüyor, volkanlar patlıyor. Fazla üst üste gelmiyor mu bu aralar çok şey ? Çekirdek aile sorunlarını saymıyorum. Onlar başını almış gidiyor zaten aylardır.

Eyy dünya biraz sükunet, dengemi yitirdim.

Çarşamba, Şubat 07, 2018

Aysel'im


Çılgın Aysel'im. Hayran olduğum kadın. Hayran olduğum sözler.

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile 


Bence çok erken gidenlerdensin sende. Keşke daha uzun süre kalabilseydin. Keşke gene saçlarını garip renklere boyayıp, şarkılar yazsaydın.

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze 


Aşk kadını. Sevdaların kadını. Doya doya seven kadın. Keşke yine aşklarını anlatsaydın hiç çekinmeden.

Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma 
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma 
Çiçeklerim dökülür her mevsim 
Sonra yeniden açar 
Ümidimin boynu bükülür 
Sonra deniz taşar 

Unut dinsin diyecek kadar da tecrübeli.

Sevda, Sevda unut onu dinsin gönlünde fırtına
Sevda, Sevda değmez ona ağlamaya 


Aysel Gürel şarkılarından oluşan albüm  arşivimdeki yerini aldı. Tarkan'dan Firuze'yi dinlemek  çok keyifli. Sezen Aksu ise hasta yatağında Aysel Gürel ile birlikte seslendirdiği " Sır " adlı şarkıyı söylüyor. Bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek , paylaşayım ..


1.Jattendrai / Aysel Gürel
2.Sır / Sezen Aksu
3.Firuze / Tarkan
4.Ayıpsın Ayıp / Ajda Pekkan
5.Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam / Sertab Erener
6.Sitem / Ata Demirer
7.Yolun Başında / Ayşegül Aldinç
8.Ben Her Bahar Aşık Olurum / Levent Yüksel
9.Ünzile / Aşkın Nur Yengi
10.Yine Yeniden / Yaşar
11.Sevda / Yasmin Levy
12.Ah Mazi / Emre Altuğ
13.Olacak Olacak / Ayla Çelik
14.Sultab Süleyman / Mabel Matiz
15.1945 / Eda & Metin Özülkü



Ve dinlemek isterseniz . Bakın ne diyor Nükhet Duru
  Nükhet Duru



***DİPNOT: Bugün Aysel Gürel'in doğum günü. Anısına eski bir yayınımı yeniden paylaşmak istedim.

Salı, Şubat 06, 2018

Morarmaya hazır mısınız ?

Pantone  2018 yılının rengini Ultra Violet olarak belirledi. Yani mor, hem de mosmor. Koyudan başlayarak en açık tonuna kadar kullanabilirsiniz. Modacılar ise giyimde ;mor yanında kırmızı , mavi, gül kurusu, nil yeşili, sarı, kahverengi, kum rengini kullandılar. Yani bu sezon moraracağız. Kombinlerde mor-yeşil-sarı uyumu sıklıkla kullanılmış. Turkuazla da güzel görünüyor ama zevk sizin istediğiniz gibi kombinleyin derim ben.

Mor , lüks ve ihtişamın rengi imiş. Konsantrasyonu artırıp , hayal gücünüzü harekete geçirirmiş. Koyu tonlarının depresyonu artırıcı etkisi varmış. Ruhsal sorunları olanlara önermiyoruz bu yüzden. Ayrıca sersemletici bir etkisi olduğundan küçük objeler olarak kullanmanız daha akıllıca olurmuş. Fazla kullanımı unutkanlığa da sebebiyet verebilirmiş. Miş miş, muş muş....








*Fotoğraflar : Pinterest

Perşembe, Ocak 25, 2018

Benden şeyler

Kar yağmayan bir kışı  neredeyse  geride bırakmak üzereyiz, ne kaldı ki bahara. Evlerimizin ısısı sebebiyle gökyüzünde oluşan  ısı adası  karın yere inmesine engel oluyormuş. Evlerdeki sıcaklık derecesini  aşağı mı çeksek ne yapsak da yağsa bu kar. Ne çok özledim şahsen ben. Dizlerime kadar kara batıp yürümek istiyorum ama nafile. Dün Ankara'da birazcık yağdı ama birazcık, çok azcık. Ailemizin küçük prensesi Eylül'le kartopu yapabilecek karı toparlayabilmek  için epeyce uğraştık. Kar duası yapalım çare kalmadı. Çocuklarımız karı sadece fotoğraflarda görmesin .


Bana 24 saat yetmiyor bu aralar. Siz de durum ne acaba ? Hiçbir istediğimi tam anlamıyla yapamıyorum. Zaman çok hızlı akıp gidiyor. Gezmek istediğim bir sürü sergi var gidemiyorum. Görmek istediğim filmleri kaçırdım. Tiyatro iki yıldır hayatımdan çıkmış vaziyette. Evin içi almış başını gidiyor toparlayamıyorum. Örgüler bitirilmeyi , resimler tamamlanmayı bekliyor dolapların içinde. Yemek yapmayı , güzel sofralar kurmayı bile aksatıyorum bu aralar sıklıkla ve gelsin akşam kahvaltıları. Ayılar kış uykusuna yatar ya, bazen kendimden şüphe ettiğim oluyor aynaya bakıyorum, fırsat buldukça hep uyuyum hep uyuyum istiyorum. N'olucak bu Füsun'un hali.


İnstagram'da bugün  #tbt günü. Neden blogda tbt olmasın. İşte size geçen yıldan bir yazı TIKTIK ve geçtiğimiz yıllardan bir fotoğraf bahara ait. Çok özledim bahçemizi, açık havada geçen günleri, çiçekleri, böcekleri çok özledim.


 Tabii ki kahvesiz geçmez bu hızla akıp giden gün. Günlük  zaman dilimi içinde en güzel dakikalar kahve içerken geçen , sadece bana ait olan dakikalar. Bakalım bugünün kahvesi nasıl ve nerede içilecek , eşlikçileri ne olacak ? İnstagram hesabımdan takip edebilirsiniz benim kahvelerimi.

Bugünlük bu kadar olsun günlük koşturmalar başlasın, yarım kalanlar tamamlanmaya çalışılsın hayat devam etsin gitsin. Keyifli geçsin gününüz.

Pazar, Ocak 07, 2018

Masal

Çocukken mutlaka masal dinlemiş bir neslin büyükleriyiz şimdi. Şimdiki masallar nasıl ve nasıl başlar bilmiyorum ama eskiden masalların tekerlemeli bir girişi olurdu. Benim hafızamda  kısacık bir masal tekerlemesi kalmış,  annemden yadigar. "Masal masal maliki, masal başını bağlamış döne döne ağlamış."  Benim hafızada kalan bu, başı sonu var mıydı hiç hatırlamıyorum. Bunu masal bitiminde söylüyordu.   Birde masal başlangıcı vardı. "Bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken" . Benim hafızada kalan bu ikisi , başlangıç ve bitiş için.

Oysa ne tekerlemeler ne başlangıçlar, ne sonlar var. Birazcık araştırdım , çocukluğuma döndüm yine bugün. Gelin beraber gidelim isterseniz.

Masal masal maniki
Yolda saydım on iki
On ikinin yarısı
Tilki çakal karısı.
Masal masal martladı
İki fare atladı
Kurbağa kanatlandı
Tos vurdu bardağa
Çocuk çıktı çardağa.
Masal masal maniki
Kuyruğu var on iki
Kuyruğunda beni var
Kulağında çanı var.
Masal masal matatar
Dil okur, damak tadar.

Bir masal başlangıcı şöyle imiş. 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…
Vay ne köşe bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe; bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi, diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş paşası!.. Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup, attım kendimi dışarı; gelgelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı!..
Az gittim uz gittim… Dere tepe düz gittim. Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek, altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!..
Vay başıma, hay başıma; bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil, ya bir devlet kuşu konsa başıma, ya da alsa beni kanadına kaşına, demeye kalmadı bir de gördüm ki, ne göreyim? Adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla, Zümrüdüanka dedikleri değil mi? Kafdağı’nın üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor. Bakın hele! Yüzü insan, gözü ahu. Ne maval, ne martaval. İşitilmedik bir masal!..

Bunun içinden hatırladığım satırlar var. Dedem söylerdi, " az gittim uz gittim dere tepe düz gittim, birde batım ki bir arpa boyu yol gitmişim ". Arpanın ne olduğunu bilmeyen ben sorardım " arpa boyu nasıl oluyor" diye.

Bu başlangıçlardan sonra masal başlardı. Benim sevdiğim masallardan biri  İki inatçı keçi idi. Pamuk prenses ve yedi cüceler ise, filmini televizyonda izledikten sonra , oradaki yedi cüceleri çok sevmemle ancak gönlüme girebildi. Yoksa pek sevdiğim bir masal değildi. Zeynep Değirmencioğlu , Salih Güney ve o kötü kahkahası ile cadı kraliçe Suna Selen. TIKTIK 

Embed from Getty Images

 Bir köprünün ortasında rastlaşmış iki keçi
Hep inatçılıkmış meğer bu keçilerin suçu
Büyük keçi demiş yol ver önce ben geçeceğim
Küçük keçi demiş eğer verirsem öleceğim
Tam köprünün ortasında toslaşmış iki keçi
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur

 İşte böyle arkadaşlar, işin aslı şöyleymiş:

 Bir köylünün iki inatçı keçisi varmış. O kadar inatçılarmış ki biri diğerinin yaptığı şeylerin tam tersini yaparmış. Öyle ki birisi otlamak için köylünün evlerinin kenarından akan derenin karşı tarafına geçse o mutlaka bu tarafı tercih edermiş.Yine bir gün kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş. Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden birisi ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış. İkisi de derenin karşı tarafından otlamak istemişler ve ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün tam ortasına rastlaşmışlar. İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler. Keçilerden birisi yol istemiş: 
– Çabuk yol ver karşıya geçeceğim.
 Diğer keçi yol vermeye yanaşmamış:
 – Önce ben geldim, sen bana yol ver.
 Keçilerin ikisi de inatçı mı inatçı. Köprüde kafa kafaya toslaşmışlar. İkisi de kavga etmekten yorgun düşmüşler. Bir tos, bir tos daha derken, keçilerin ikisi birden dengesini kaybedip, ırmağa düşmezler mi? İki keçi, ırmakta bata çıka sürüklenmeye başlamışlar. Boğulmak üzereyken yaptıkları hatayı anlamışlar.
 Son sözleri:
 – Keşke ikimizde bu kadar inatçı olmasaydık! Olmuş.

İnsan hayatı da bir masal değil mi ?


*Alıntı ve diğer masallar için:   MASAL OKU

Salı, Ocak 02, 2018

Ondan Bundan Şundan

Kafam karışık. Teknoloji geliştikçe ben geriliyorum. Şu robotlar meselesi çok geriyor beni mesela. Bunlar bizim canımıza okuyacak ilerde, yapmayın etmeyin diyesim geliyor , susuyorum, geri kafalısın demesinler diye. Geriydik de ne oldu, öldük mü ? Ne güzel yaşıyorduk geri geri. Her şey o zaman daha güzel değil miydi ? Özlemiyor muyuz  o günleri. Ben özlüyorum şahsen o geri günlerimizi.

15 tarım işçisinin yapabileceği işi yapan "çiftçi robotlar" üretmişler, duydunuz mu ?  Zararlı otları topluyormuş. Hem de asıl ürüne zarar vermeden. O, 15 insan ne iş yapacak peki ? O zaman onlara da yapacak yeni işler bulun. Yok ? Üstelikte bu çiftçi robotlar 15 işçinin 2-3 günde yapacağı işi, birkaç saatte yapıyormuş.

Otonom silah teknolojisi ise başlı başına bir dert. İnsan denetimine gerek duymadan kendi kendine karar verebilen silahlar.  Çin, ABD, Rusya , İsrail bu konuda yarış yapıyormuş birbiri ile. Biz ölmüşüz dostum .

Birleşmiş Milletler,  Hollanda'nın Lahey kentinde , yapay zeka ile ilgili gelişmeleri ve  oluşturabileceği tehditleri takip edebilmek , inceleyebilmek için bir merkez kurmuş. Dünyanın önde gelen 100 robot uzmanı da BM mektup yazıp şöyle demişler:

"Pandora'nın kutusu açıldıktan sonra , kapatması zor olur "

Ben de diyorum işte. Açmayın. Beni kâle almıyorsanız Elen Musk'a kulak verin bari .

"Yapay zeka karşımızdaki en büyük varoluşsal tehlike olabilir ".


İnsanı en çok mutlu eden şey sağlık olmalı. Mutlu olmak istiyorsanız vücudunuza dönün, yürüyorsanız, duyuyorsanız, nefesinizi rahat alabiliyorsanız, bir yeriniz ağrımıyorsa vs,vbg daha bir çok şey, mutlu olmak için yeterli. Bu aralar hastanelerle çok haşır neşir olduğum için sanırım, en azından benim için öyle. İnsan sağlığında da teknolojinin gelişimi ile değişiklikler oldu. Yeni yeni hastalıklar türedi. Sosyal medya bağımlılığı bunlardan biri. Telefonlarını ellerinden bırakamayan bir sürü insan terapistlere başvuruyormuş. İş saatlerinde , yemekte, aile toplantılarında telefonunuzu elinizden bırakamıyor, sık sık instagram, facebook, snapchat gibi paylaşım sitelerini açıp bakma ihtiyacı duyuyor, telefonunuz kapalıyken tedirgin oluyorsanız yardım almanız gerekebilirmiş. Sosyal medya bağımlılığı , oyun bağımlılığının önüne geçmiş. Bağımlılıklara dikkat !


Yaygın olan sağlık sorunlarından biride kadınlarda polikistik over. Hastalığa bağlı olarak kadınlarda aşırı tüylenme söz konusu olabiliyor. Sihizim dininde olan ve saç sakal kesmeme kuralına uyan polikistik over hastası Harnaam Kaur çareyi sakal bırakmakta bulmuş. Sonrasında da Hindistan'da  modellik yapmaya başlamış. Çaresizsen çare sensin.



Kaynak

Zamanda yolculuk yapabilseniz hangi zaman gitmek isterdiniz ? Ben , Maltepe'de ki evimizin arka bahçesinde evcilik oynadığım ve gün boyu bisiklete bindiğim yıllara gitmek isterdim şu anda. Ama başka an, başka bir tarihi isteyebilirim. Bir uçak, kısada olsa zamana yolculuğunu başardı. 1 Ocak 2018 yılında saat 00:05 de havalandı ve 31 Aralık 2017 yılında saat 10:16 da Honolulu'ya indi. Bu da bir kısa not olarak burada dursun.

Huysuz Virjin'i sever ve beğenirim. Yaptığı iş bambaşka bir yetenek. Dün röportajını okudum. Cem Yılmaz'a seyircisi kadar gülemediğini söylemiş. Al benden de o kadar , bir türlü beni güldüremiyor Cem Yılmaz. N'apıcaz şimdi . 5 Ocak'ta yeni filmi Arif 216 vizyonda . Bakalım gişesi nasıl olacak.

Filme giderken süslenip püsleneceklere bir önerim var. Kirpiklerinize mutlaka Lancome HYPNÔSE Doll Eyes kullanın. Memnun kalacaksınız. Kirpikleriniz gür, uzun ve tek tek görünecek. Sonrada ondan bundan şundan ne varsa takıp takıştırın, sürüp sürüştürün öyle gidin.








Perşembe, Aralık 21, 2017

Yılbaşı için fikirler

Yılbaşına çok az bir zaman kaldı. Sofra ve ev süslemeyi seviyorsanız ,  boş vaktinizde  varsa bir kaç öneri sunacağım hem size hem kendime. Mesela bu basit ama şirin obje, keçeden yapılması çok kolay olur diye düşünüyorum. Kim nereye oturacak onuda belirtmiş oluruz .



Minik hediyeler alıp, kutulara yerleştirebilirsiniz. Sürpriz hediye olsun. İçine tuhaf şeyler koyup, gülüşmelere sebep olmak da keyifli olabilir. Birinin içinden oyuncak böcek çıkabilir mesela. ! Ya da bir fıkra yazıp koyabilirsiniz. Hediye paketlerini siyah kartondan kendiniz hazırlayıp, üzerlerini beyaz kalemlerle istediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz. Karton kutu videolarından faydalanabilirsiniz bunun için. Çok kolay teknikler var. 


Bir kaç yumak yün ile bir kapı süsü hazırlamak , eğlenceli geldi gözüme. Evde bir sürü artmış ip var. Bir silikon tabancası, yuvarlak kesilmiş bir mukavva parçası ve biraz sabır. Ne dersiniz ?


Küçük yada büyük, az yada çok  fark etmez, bir yerlerde beyaz bir mum yanmıyorsa eksik kalmıştır bir şeyler. Gündüz bile mum yakmayı severim şahsen. Onun alevini izlemek ayrı zevk. 



Ve masaya kırmızı beyaz yakışır. Güzel bir sunum örneği.


**Fotoğraflar Pinterest ten alıntıdır. 

Çarşamba, Aralık 06, 2017

Eldiven

Havalar oldu bir buz. Özellikle sabahları çok soğuk. Ben eldivenimi aldım . Siz de almak isterseniz instagramda https://www.instagram.com/boral_canta_ayla/  hesabına tıklamanız yeterli. Yılbaşı hediyenizi henüz almadıysanız, uygun fiyata çok güzel çantalarda alabilirsiniz.

Pazar, Kasım 19, 2017

Pazar Şarkısı




Bana iyi gelen şeyler listesi yapsam, bu aralar listenin en başında bu şarkı gelir. Kiralık aşk dizisini de severek izlemiştim. Yormuyordu çünkü beni. Üzmüyordu da. Ve "sevmek" vardı içinde , benim en çok sevdiğim şey. Sevmeyi seviyorum. 

Süper Baba, Perihan abla, İkinci bahar ve çocuklar için Susam sokağı desem içiniz ısınmaz mı ?

Bu tür dizi ve programlar olsa yeniden , ümidim var insanlar daha sevecen, daha mutlu  olur. Dün seraya gittim hercai menekşe fidesi almaya. Oradaki satıcı bayan o kadar suratsız , o kadar agresif bir tip ki, her gittiğimde aynı şekilde davranıyor. Yahu teyzecim ; işini sevmiyorsan başka iş yap. Bizi de germe lütfen, diyesim geldi.  Oysa bu teyzeye iki doz Perihan abla izletsen  yumoş gibi olur yeminle.
Çok büyük dertleriniz yoksa asmayın yüzünüzü ne olur , gülümseyin. Gülümsediğiniz  anlar çok kıymetli çünkü.

Bir de kafamda deli sorular kısmı var yukarıdaki şarkının. Barış Arduç  gerçek yaşamda Gupse Özay'la sevgili. Kiralık Aşk dizisi ve şimdide Mutluluk Zamanı filminde ise Elçin Sangu ile sevgili . Barış ve Elçin birbirlerine muhteşem yakışıyorlar. Gupse'ye sormuşlar ne diyorsun bu duruma diye " bende yakıştırıyorum " gibi bir cevap vermiş. Deli sorum şu ? İçinde neler yaşıyorsun Gupse Özay ? Özgüven de bi yere kadardır diye düşünüyorum. Ben olsam napardım diye bi düşünüyorum ? Zor durum doğrusu . Denk gelir okursa;  Barış'la sonsuza dek mutlu mesut yaşamasını dilerim Gupse'nin.

Ve elbette BONUS şarkımız da var .

Nazınızın geçeceği biri varsa sarılıverin bi zahmet sımsıkı .... Mutlu Pazarlar.




Cuma, Kasım 17, 2017

Daldan dala

Yaşları 20 - 26  arasında olan 32 sağlıklı insanda  bir deney yapılmış. Grup, bir odada sessizce oturarak korku filmi izlemiş. Filmi izleyenlerin akyuvarları aktif hale gelmiş. Son üç aydır her gün korku filmi izler moddayım. Acaba akyuvarlarım ne durumda. Korku filmi izlemek kalori yakmaya da yardımcı oluyormuş. Yine yapılan bir deneyde , The Shining filmini izleyenler 184 kalori yakarken, Jaws  izleyenler 161 kalori yakmış. Benim film ne kadar korkunçsa 5 kilo yaktırdı bir iki ayda. Korku filmleri yerleşik korkulara neden olabiliyor. Mesela Jaws izleyenler yüzmekten korkmaya başlayabiliyor.  O yüzden siz, gülümseten şeyleri tercih edin isterseniz.

Google 40 dile anında çeviri yapacak kulaklığı satışa çıkarıyormuş. Benim gibi dil bilmeyenlere güzel haber. Tek kötü haber ise kulaklığın google translate servisini kullanacak olması. Oradaki çeviriler hakkında pek olumlu yorumlar duymadım ama hiç anlamamaktansa, tarzanca anlamak iyidir yinede.

İnternetten bir kitap okuyorum. İnsanın anlam arayışı / Victor Emil Frankl . Öneririm okuyun.

Bir başka önerim. İnstagramda Ajda Pekkan'ı takip etmeyin . Bunalıma girebilirsiniz hanımlar. Maşallah diyorum sadece.

Bugün bir kez daha "bu memleket adam olmaz " dedim. Neden dedim, çünkü büyük bir hastanenin koridorlarında iki gündür ciddi mesai harcıyorum. Bir ilaç raporu alacağım. Bugün tam dört saatimi o rapor için bekleyerek geçirdim. Bu kanıya sabah erken saatlerde hastaneye telefon açtığımda  varmıştım aslında. Çünkü sayın bölüm sekreteri çalan telefona asla cevap vermiyordu. Hastaneye gidince sordum neden cevap vermediğini. "Tek başımayım yetişemiyorum" dedi. Beklediğim iki saat süresince ise sayın sekreter öylece masasında oturdu ve toplamda 10 yada 15 kişi ile muhatap oldu. Çalışmayı sevmiyoruz......

İçiniz sıkılıyorsa keyifli bir şeyler izleyin. Ben öyle yapıyorum. Mesela fotoğrafçı Theron Humphrey ve köpeği Maddie bu konuda iyi bir seçim bence. Bakınız == >  İnstagram     thiswildidea.com




İnsan bazen birisine bir şey söylemek ister ama ne yazık ki bu mümkün değildir. İçimde kalacağına buraya dökeyim, rahatlarım biraz. Ayrıca size de öneririm söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şeyleri yorumla buraya bırakıverin. İyi geleceğine inanıyorum. En azından bana iyi geliyor.
İşte konuya ilişkin  sözüm.  " Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var " .

Valla rahatladım.




Perşembe, Eylül 07, 2017

Ortaya karışık

Karnımı az önce doyurmuş olsam bile, başlığı yazınca, gözümde ortaya karışık bir et tabağı canlandı. Öğlen için hiçte fena bir tercih olmaz. Bu aralar iki öğün yemek yiyorum. Sabah ve öğlen. Akşam meyve ve bol su ile geçiyor. Özellikle mi yapıyorum ? Hayır, canımın sesini dinliyorum, bakıyorum öyle istiyor,  bende canıma uyuyorum. Kilo verdim,  sanırım bu sebepten. Tabii birazda hareketli yaz günlerinin etkisi. ***Fiziki görünümümle pek bir problemim olmadı şimdiye kadar. Çünkü kadınlara özel sitelere pek uğramam. Alakası ne derseniz, bu sitelerde her şey estetik üzerine. Saçlarınızın rengi şöyle olmalı, parfümünüz şu olsun, kırışıklıkları önlemenin yolları , günde 5 cm incelmek için şunları yapmalısınız, ünlülerin birbirinden fotoşoplu fotoğrafları vs,vbg bilgilerle ile dolu bu sitelere girince, insan bunalıma da girebilir. Aynaya bakmak bile gelmez içinden o güzel kadın fotoları ve standardından sonra.  Şaka bir yana, temiz, bakımlı ve kültürlü olmaktan yanayım. Kadın sitelerine de elbette ara sıra uğruyorum. Bilgilenmek iyidir daima. 
O kadın sitelerinden birinde sonbaharın favori parfümlerini sıralamış. Bir göz atayım dedim, birde batım benim parfüm hariç bütün parfümler var. Favori bunun neresinde ? Parfüm fiyatlarıda almış başını gitmiş. 500 TL.  olmuş kullandığım parfüm. Artık sadece düğünlerde bayramlarda sıkarım herhalde. 

Dünya  kadın _ erkek ve üreme üzerine kurulmuş. Her şeyin bir ucu üremeye odaklı. Yaşamın devamı için bu şart elbette. Hal böyle olunca parfümlerde buna odaklı olabiliyor. Parfümlerin afrodizyak olanları  var,  bilirsiniz. Parfüm fiyatları bu kadar pahalıyken, size çok ucuz  afrodizyak iki parfüm önereceğim. Bende, dün bir psikiyatrisin konuşmasını izlerken öğrendim. Erkekler kulak arkalarına birazcık bebe pudrası sürecek, kadınlar ise tarçın. Nasıl ?
Konu madem kadın_erkek meselesine geldi , okuduğum bir dergiden aldığım notu buraya aktarıp, birazcık düşünmenizi isteyim.

Neden bazı anneler şikayet ettikleri erkeği tekrar yaratırlar ?
Kültegin Ögel / Psikeart 2017 Nisan / Erkeklik 

Alıntı yapmış olduğum PSİKEART adlı dergiyi öneririm. Beğenerek okuyorum her sayısını. İki ayda bir çıkıyor. Son sayı ERGENLİK. Çağımızda 10' lu yaşlara inen ergenlikle ilgili bakalım neler öğreneceğiz. 

 *** Aslında oldu. 
Burnum biraz büyük ve kemerli. Ergenlik çağında vücut gelişimi orantısı dolayısı ile burnum daha bir büyüktü sanki. Ortaokulda, başka sınıflarda öğrenci bir kız  burnumla sürekli alay eder, koridorda her gördüğünde laf atardı. Kendimi seven ben o zaman fark ettim burnumu ilk olarak. O zamana kadar  benim için nefes alan bir organ iken, birden farklı bir niteliğe kavuştu. Beni çirkinleştiren bir nesne oluverdi. Karga burunluydum. Estetik ameliyat olma hayallerine başlamışken,  sınıf arkadaşım, benim böyle güzel olduğumu ve kesinlikle estetik olmamam gerektiğini, o zaman daha çirkin olacağımı söyledi bana. Çok çabuk kavradım bu sözleri ve kendimi sevmeye kaldığım yerden  devam ettim sayesinde. Adı, sözleri kadar güzeldi arkadaşımın. Kelebek. 







Pazar, Eylül 03, 2017

Pazar şarkısı

Uzun zamandır pazar şarkısı paylaşmadım, bugün hasret giderelim. Bir süredir  müzikten uzak kaldım. "Geldi bahar ayları oynar gönül yayları"  diye başladı hikaye. Bahar ve arkasından yaz gelince, dışarılarda geçen zaman arttı doğal olarak ve müziğe ayırdığım süre azaldı. "Bu yaz mevsimi neden bu kadar çabuk tükeniyor anlamış değilim" hissiyatımı da buraya iliştireyim.

Hazan hüzün romantizm mevsimine ulaştık. O yüzden ilk paylaşım biraz AŞK koksun istedim. Can Atilla'nın, Şems_i Rumi albümünden ilk eser. Mercan dedenin çok çok sevdiğim 800 adlı albümüne götürdü beni paylaşacağım parça. Orada da Dede, araya sözler eklemiş ve şahane bir eser ortaya koymuştu yıllar önce. 800 Can Atilla'da aynı uygulamayı yapmış. Hoşuma gitti, demek ki bu tür uygulamaları seviyorum ben. Bunu da çok sevdim.

                                                           Mesnevi Dinle-ney'den 

D&R
Aşktan devam edelim. Güfte Hüsamettin Olgun Beste Avni Anıl beni etkileyen sesiyle  Vedat Kaptan Yurdakul  seslendiriyor.

                                                        Bir Eylül getirdi sevgini bana 

Diğer şarkıları için fotoğrafa tıklayınız
Son olarak Romantizmin dibine vuran bir şarkı ..... Teoman'ın altını çizdiği dizenin olasılığını düşününce insan şöyle bi titriyor. Her daim içinizi titreten biri ve bir şarkı olsun yaşamınızda.
Bülent Ortaçgil ve Teoman birlikte seslendiriyor.

                                                                   Eylül Akşamı 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...